4 Temmuz 2016 Pazartesi

Çocuklarla İletişim de Yanlış Yaptıklarımız...




Nerden geldi şimdi aklıma değil mi?Ben ne bir iletişim uzmanıyım,ne de bir çocuk psikolojisi alanında uzman...Dün tanık olduğum bir olaydan çok etkilendim.Belki zaman zaman  istemeden hepimiz dozu kaçırıyoruz ama dışarıdan olaya tanık olunca yazma gereği duydum..Ne mi oldu?Kısaca bahsedeyim..

Dün çocuklarla güzel geçen bir günün ardından kendin pişir kendin ye tarzı bir yere uğradık..Güzel bahçeli,çocukların eğlenebileceği bir yer.(Öyle olmasa gitmem ya :)))İlk başta iki çocuk dikkatimi çekmişlerdi.Oldukça irilerdi.Rahatça obez denilebilecek düzeyde maalesef.Yaşları da en fazla 6,diğeri 8 falandır.Çocuklar kendi aralarında biraz top oynadıktan sonra anne ve babalarının bulunduğu banka oturdular.İki masa vardı aramızda.Çok da kalabalık olmadığı için ayrıca anne gayet yüksek sesle bağırdığı için (dinlemedim yani) rahatça duyulabiliyordu söyledikleri..6 yaşına yakın olan erkek çocuğu annesinin tam yanına oturmuştu ve bu sözlerin hepsini o işitiyordu..Hatırlayabildiğim kadarıyla cümleler şunlardı :

_Seni şimdi buraya gömerim!
_Terbiyesiz!
_Sen karşında kim var sanıyorsun,arkadaşın değilim ben senin!
_Akıllı Ol!
_Parçalarım burada seni!
_İstanbul'a ananenin yanına gönderirim seni,o zaman anlarsın!
_Haddini bil!

Çocuk bu sırada yemek yemeğe çalışıyordu,bıraktı ve sadece dinledi.
Sanmıyorum ki yemeğini yedi.Ortam güzel,hava güzel,yemek güzel.VE O KADIN,O GÜNÜ O ÇOCUĞA ZEHİR ETTİ.
Dışarıdan gördüğünüz de gayet modern bir görünüme sahip olan bu anne benim de düşmanlığımı kazandı o gün..

Nerede yanlış yaptığı gayet açık.Çocuğu ile iletişimde maalesef onu büyük bir insan yerine koyarak hakaret etti.Konunun ne olduğunu açık olarak bilmesem de söylenen sözler o yaştaki bir çocuk için çok ağır cümlelerdi.

Çoğu zaman hepimizin sabrı tükeniyor doğru.Bazen bizler de dozu kaçırıyor olabiliriz.Ama dışarıdan izlemek,olaya tanıklık etmek kötü bir tecrübe oldu..Bir mektup vardı Türkçe kitaplarımızda.Çocukların anne ve babalara seslenişini anlatıyordu.Onlara nasıl davranmaları gerektiğini.Zaman zaman hepimizin unuttuğu şeyleri hatırlatıyordu.Lütfen okuyalım...Bir kez daha hatırlayalım..

Çocuk yetiştirmek ateşten bir gömlek evet..Sabır diliyorum herkese..

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Deneme ile öğrenirim. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde, koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık olsun.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi izler bırakır. “Ben senin yaşında iken...” diye başlayan sözleri hep kulak ardına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni, korkutup sinirlendirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben sizi yabancıların yanında güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yakınlaştırır.
Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum arasıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarılmasın.
Benden “örnek çocuk” olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim!
Sevgiler
Çocuğunuz




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder