17 Mayıs 2016 Salı

EVLİLİK ÜZERİNE (16 Mayıs'ın Anısına)



Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları
taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır.
Aslında
aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali
ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla
kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken
bile şefkatle okşayabilmektir.
Buna katlanamayanlar zaten âşık değillerdir.
Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını
öldürüyor diyebiliriz.
Zira âşıksan, aynı havayı solumak bile zevk
verir. Hep beraber olmak istersin. Banyodan gelen su sesi bile onun evde
olduğunun işaretidir ve huzur verir.
Ütülediğin gömleğin ona ne kadar
çok yakışacağını düşünürsün. Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini
hayal edersin. Bin tane ayakkabısı varken bin birinciye sahip
olmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan
vazgeçersin.
Zamanla almaktan çok, bir şeyler vermekten mutluluk duyduğunu
keşfedersin. Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek,
dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa, o
kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği
düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir
edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir
evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.
Bu hayallerle yola
çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete
sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp
“s….m böyle kuaförü” diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey
çatırdamaya başlayacaktır. Evlilik; sadece aşk değildir.
Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik,
ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık
ilişkisidir. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta
tutamaz.
Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde
konyak içip geyik yapamayabilirsiniz. Hala canınız sıkıldığında onu
değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.
Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk biter,
ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur.
O aradaki sinir
evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül
edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan
olduğuna inanacaklardır.
Zafer, direnenlerin olur.
(Alıntıdır.)

16 Mayıs  evlilik yıldönümümüzdü..Limanda güzel bir yerdeydik.Her yerde birbirine bağlı minik şirin tekneler vardı..Kimbilir ne fırtınalar atlattılar sonra güvenle limana çekildiler.Evlilik de böyle işte.Kimi zaman fırtınalı kimi zaman bir limanın durgunluğu kadar sakin..
Evlilik terapistlerine göre ilk üç yıl zor ve çok önemli bir virajmış.7.yılın sonunda da böyle önemli bir viraj daha varmış.Çok şükür biz atlattık hepsini.İkisini de geçtik..
Bir gemiyi idare etmek kolay mı?Her zaman kolay olmadı tabi ki.İlk üç yılın ben de tehlikeli bir viraj olduğuna inanıyorum.İnsanlar aynı evde yaşamanın zorluğuna alışırken,bir de çocuk varsa eğer dengeler sarsılıyor.Eğer bu üç yıl atlatılırsa işte o zaman limandaki sakinlik geliyor insanın hayatına.Hatasız,günlük gülistanlık mı hayat?Evetttttt cevabını veren kişilere daha dikkatli düşünmelerini tavsiye ediyorum.Her evde ufak tefek tarışmalar,her evlilikte çatırdamalar yaşanmıştır elbette.Önemli olan tamir edebilmek,o gemiyle yola devam edebilmektir.Onarılacak bir durum varsa eğer.Affedilmeyecek şey yok mu?Bazen olmayabilir.

Bir arkadaşım demişti ki ben tartışmalarımdan sonra gizli gizli ağlarım içime atarım.Onu da yapamam ki ben.Her şeyde olduğu gibi bunda da çok açıksözlüyüm ve çığırtkan :)))Bazen içindekileri dökmeden rahatlayamıyor insan.Herkesin yöntemi farklı.Önemli olan sonucu.Tartışmalarımızdan sonrası.Bir yerlerde okumuştum diyordu ki ne olursa olsun eşler kavgalarından sonra aynı yatakta uyumalılar.Bunu okumadan önce de zaten öyle yapıyordum.Öncelikle yatakları ayırmak zaten başlı başına eşler arasına soğukluğu getirir.Benim içim rahat etmez zaten,yalnız uyuyamam ki :)

Evlilik bir terazi gibi aslında.Azıcık dengeyi kaçirdın mı bir tarafı yere çarpıyor.Dengede durması için de iki tarafın  da çok çaba sarf etmesi gerekiyor.Dürüst olması,tutarlı olması,yalan söylememesi.Fedakarlığı çok katmıyorum işin içine.Olması gereken kadar olsun tabiki ama fazla fedakarlık da iyi değil.O zaman diğeri fedakar olduğu için dürüstlük çıkıyor işin içinden.Bu sefer de mecburiyet girer araya.İki insanı arada tutan mecburiyet olmamalı bence.AŞK ve SEVGİ olmadan nereye kadar gider ki bir evlilik.Gittiği yere kadar cevabını kabul bile etmiyorum.İlk günkü heyecanınızı kaybetmiş olabilirsiniz belki ama o heyecanı yeniden yakalamak mümkün.Birbirine numara yapmanın gereği yok.Hiç kimse ilk günkü gibi değildir.Eğer aradaki saygı ve o ince ayrıntılarınız devam ediyorsa neden aynı heyecanı yakalamaktan uzak olasiniz?
Bu söylediklerim,saydıklarım tabi ömrü bitmemiş ilişkiler için.Etrafımız da ne çok boşanan çift var.Kimisi bir kaç ayda,kimisi bir kaç yılda.Kimisi 20-25 yıl sonra.Bilemiyoruz ki ne kadar sürecek.Herkesin kendine göre sebepleri var.Sevgimiz bitti,beni aldattı,başkasına aşık oldu,eski gibi değil çok değişti.....Neler neler..Duyduklarımız,tanık olduklarımız,ders aldıklarımız.Çocukları için maalesef devam ettirmeye çalışanlar,yaşadıklarını unutmak için çaba sarfedenler,şiddet görenler,saygıyı kaybedenler,yalanı yakalayanlar.Bir gün değil ki bir ömür diyoruz.DİLİYORUZ.Hiç kimseyi ayıplamıyorum ,kınamıyorum,yanlış anlaşılmasın.Her koyun kendi bacağından asılır.Hiçbir zaman  hatalar tek taraflı değildir.Her nedenin bir sonucu olduğu gibi.Mutlaka problem her iki tarafta da vardır, buna inanır,bunu söylerim.
Yazdıkça da yazasım geliyor bu konuda.Bahçedeyim,kamelyada oturuyorum ve eşim işten geldi.Çocuklara bakar mısın dedim şunu bitireyim.Tabi ''Hayatım ''dedi.Çok seviyorum bu seslenişi.Ben mizacımdan mıdır nedir hiç bir zaman böyle seslenemedim.Dakika başı canımmm cicim diye bağırmadım.:)Bu benim sevmiyor olmam anlamına gelmiyor ki.Biz bir gemiyi 8 yıl idare ettik.Karşılıklı anlayışla çözülemeyecek mesele yok.Tabi sizin karakterinize göre.Kimisi her şeyi unutabilir,kimisi minik bir yalana takılı kalabilir.Gemileri yakabilir.Ben gemileri yakanlardan olurum kesin de :)

Ne olursa olsun Allah herkese uzun,mutlu huzurlu yuvalar nasip etsin..Bir gemideyiz,açık bir denizin ortasında.Ne kadar sallanırsa gemimiz o kadar biz de sarsılırız içinde.Hele bir de içinde minik yolcularımız varsa daha dikkatli idare etmek lazım.
Saygıyı ve sevgiyi kaybetmeyeceğiniz güzel günler sizin olsun..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder