13 Nisan 2016 Çarşamba

Annelik Zor Zanaat(Bir annenin gözünden)

 
  Anneliğin ne olduğunu anne olmayan bilemez gerçekten.Annem derdi ki ''Anne olunca anlarsın.''Anne olunmadan anlaşılmıyor evet..Bir serüven annelik..Hamilelikle başlayan,bir ömür devam eden bir serüven.Her annenin ağzından başka..Her annenin gözünden bir başka...
   Önce değişik bir heyecanla başlıyor.Evet evet keseyi gördük,minicik bir şey diyoruz ilk haftalar.Bir fasulye tanesi gibi..Sonra yavaş yavaş fasulye tanesinin (orta okul deneylerimizde yapmışızdır ya hep) çimlenme deneyi  gibi uzantıları çıkmaya başlıyor.Kollar,bacaklar...Sonra 8.hafta tık tık,tık tık..Evet kalp sesini dinletiyor doktor...Ve işte bir canlı daha yaşamaya başlıyor,aramıza katılmak için büyümeye..
    Garip heyecanın yerini değişik sağlık problemleri alıyor.Mide bulantısı,herkesin içinde lavabolara koşturmaca,yemek sofralarından ani hareketlerle kaçma,uyuma isteği..Aman Allahım neler  oluyor diyoruz,ne kadar zormuş bu dört ay.Oysa ki meleğimiz karnımızdayken en rahat günleri yaşıyoruz.Uyuyoruz istediğimiz kadar mesela.5-6-7 .aylar yavaş yavaş kilo artıyor,penguen şekli bir yürüme.Çok komik ama.Bazıları belini tutarak yürüyor bir de.Sonra yüz şişer,dudaklar,ayakkabılar olmaz,terlikleri çok sevmeye başlarız.Tatlı telaşlar,çarşı pazar gezmeler,bebek alışverişleri.Ne yoğun günler yahu..Çok zevkli ama.Minicik minicik giysiler..8. ve 9.aylar da artık işin ciddiyetindeyiz.Doğum hikayeleri dinleriz sağdan soldan.Doğum çantamız hep hazırdır.Bebeğin yatağını hazırlamışızdır.Giysiler etiketleri kesilip,yıkanmış ve ütülenmiştir..Bolca yürümeye çalışırız.Tabi yakınlarda tuvalet olmalı.Bu ayların en zoru.Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı..Veee hazırızz.Hazırız dediysem tabi böyle film şeridi gibi geçmedi zaman.Sonradan öyle geliyor.Asıl film bebeğimizi kucağımıza almakla başlıyor.

    Dünyanın en güzel varlığı bizi kendisine anne olarak seçti.Emanetimizi aldık.Mis gibi kokuyor.Bebek olan evlerde bu koku aylarca gidiyor.Hele o enseleri terleyince..Bebek falan özlemedim bu arada yanlış anlaşılmasın :)

    Karnını doyurmak için bir mucize verilmiş bize.Anne sütü.Böyle bir şey olabilir mi ,vücudumuz o gelecek diye hazırlığa çoktan başladı.Bizim sıcacık göğsümüz de beslenecek.Mama verenlere çok kızıyorum bu arada.Her bebek emme refleksi ile doğuyor zaten.Ben iki oğlumu da iki yaşına kadar emzirdim.Sünnet derler ya erkek çocuklarını iki yaşına kadar emzirmek.Mama da ne ya.??Sağlık problemi falan olur tamam ama.Gerçekten Allah bize onu yemeğiyle beraber gönderiyor,kolaya kaçmak ya da gittiğimiz gezmelerde problem olmasın diye bebeğe mama dayamak..Biberona alışınca anneyi de bırakıyor bir süre sonra öyle duyuyorum hep..Emzirelim..Göğüslerimiz kanasa da yara da olsa emzirelim..O,onlara verilmiş bir nimet,ne hakla alıkoyalım..

  Bebeğimiz büyümeye başlıyor,gazlı geceler,uykusuz geceler..Ajda Pekkan'dan uykusuz her gece şarkısı anneler için çalıyor sık sık..Ne zor uykusuz kalmak.Alışkın olmayan insanlar için..Ama şikayet edemiyorsun kii.Senin bir parçan o..Ne zorluklarla büyütüyoruz.Her dönemi ayrı bir sabır,ayrı bir özveri..Adım atarken arkasındayız,koştururken aman çarpmasın diye arkasındayız,parkta aman düşmesin diye arkasındayız.Bir ömür boyu da hep arkalarında olacağız.

  En güzel çağları bebeklik çağları diyorlar hep.Büyüdükçe problemleri de büyürmüş.Olsun..Çözülemeyecek problem yok ki doğru yolu denedikten sonra.Annelik zor zanaat.Bizler bu zor işin içerisindeyken yardım bekliyoruz çevremizden..Anlayış bekliyoruz.Özellikle loğusa dönemi bambaşka bir psikoloji.Depresyon olarak bile adlandırılıyor.Vücut salgıladığı hormonlarla anneyi değiştiriyor.Anne hep ağlak,genelde sinirli,tahammülsüz.Bu durumda eşlere düşen sorumluluk çok fazla bence..Anlayış.Geçici bir dönem olduğuna inansınlar,eşlerini de inandırsınlar.

  Benimkilerin biri 5 diğeri 2.5 yaşında.Önce gazdı,sonra diş çıkarma,emekleme,yürüme,memeyi bırakma,çiş öğrenme,uyku düzeni,okul stresi,kritik dönemler derkennnn saymakla bitmez.Büyümüyorlar mı?Tabi ki hepsi geçiyor.Diyorum ki geçen ''Aaa artık evimizde bez hiç olmayacak..Hiç biberonumuz olmayacak''.Üzülmeye falan da başlıyorsun..

  Her dönemi farklı farklı yaşıyoruz çocuklarla,beraber.Ben hep onlara göre yaşamaya çalıştım,yani çocukları kendime uydurmaya değil.Kimine göre yanlış gelebilir  bu düşünce.Bu zaten çok uzun yıllar sürecek bir dönem değil ki.Ne olacak bir kaç yıl istediğimiz gibi gezmesek?Hiç mi bir şey yapmayalım canım dediğinizi duyar gibiyim.Yapalım tabi ama,mesela çocuk kendi yatağında mışıl mışıl huzur içinde uyusun.Araba koltuğunda boynu bükük uyumasın :( Evde bizim yaptığımız, içine ne koyduğumuz belli ev yemeklerimizi yesin.Saatlerce aynı yağda kızarmış patates ciplerinden iyidir.Arada bir biz de tabi gidiyoruz hamburgecilere falan.Sık sık dışarda yemek yiyen bir aile değiliz blogdan anlaşılacağı üzere.Bana hitler diyen hatta kendi annelerine benzeten tanıdıklar var burada.Ama iyi yapıyorsun diyorlar genelde.Hatta arada al bizimkini de biraz büyüt seninkiler gibi olsun diyenler de :)Ne oldu geçti işte o günler...Büyüyünce istedikleri gibi yaşasınlar.Ben üzerime düşenin en iyisini yapmaya çalışayım da..Bu konu da uzar gider..Dağılmasın..

  Daha neler göreceğiz bilinmez.Allah herkesin evlatlarına mutluluk içinde uzun ömürler versin..Biz anneyiz hepsini atlatırız.Onlar sağlıklı büyüsünler yeter değil mi?Her şey onlar için.Tahammül edemeyeceğiniz bazı şeylere hep evlatlarınız için göz yummaya devam edin.Bazen dilimizin ucuna gelip de söylemediğimiz şeyler de hep onlar için..Bir anne olarak kendimiz mutluysak bütün aile mutlu ve huzurlu olur.Loğusa dönemlerimden biliyorum.Hiç çekilmezdim.Eşime teşekkür ediyorum buradan.Sabır ve anlayışı için.Gerçi her daim öyledir..

   Hayatta çocuklarımızdan kıymetli ne var ki hayatta?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder